İslamiyet Öncesi Arap Yarımadası

islamiyet öncesi arap yarımadası
Abone Ol: 
G o o g l e News

Emre Gür

Editör

3 ay önce

03.11.2020 21:48:49

971 Okunma

facebook twitter whatsapp

Hz. Peygamber aleyhisselam’ın İslam dinini tebliğe başladığı yer olması nedeniyle İslamiyet Öncesi Arap Yarımadası, ve Allah-u Teala’nın evi olan Kâbe’nin burada bulunmasından dolayı İslam tarihi açısından çok önemlidir.

Arap Yarımadası, Asya, Afrika ve Avrupa’nın kesiştiği önemli bir konumda bulunuyor. Doğuda Basra ve Umman körfezleri, güneyde Hint Okyanusu, batıda Kızıl Deniz ile çevrilidir.

arap yarımadası

İslamiyet Öncesi

İslam’ın doğuşuna yakın tarihlerde Arabistan‘daki meşhur şehirler şunlardır: Mekke, Taif, Yesrib, Yenbu, Cüreş, San’a, Hicr, Hayber, Suhar, Deba, Dumetül Cendel, Fedek, Teyma, Vadil kura ve Makna’dır.
İslam tarihi açısından Arap Yarımadası’ nın en önemli bölgesi hiç şüphesiz Hicaz’dır. Çünkü İslam dini bu bölgenin önemli şehirlerinden olan Mekke’de doğmuş, Medine’de gelişip devlet olmuş ve tüm dünyaya yayılmıştır. Bu bölgenin bir diğer önemli şehri de Taif’tir. Bütün bu şehirler İslam’dan önce merkezi konumdaydı ve büyük putların bulunduğu şehirlerdi.

Mekke’nin Konumu

Mekke din ve ticaret dünyasında İslamdan önce Arap Yarımadası için merkezi bir noktaydı. Burada bulunan Kâbe dini bir merkezdi. Ayrıca Yemen‘den başlayıp Akabe Körfezi‘ne ulaşan ticaret yolu, Mekke ve Medine‘den geçerek Akdeniz limanlarına ulaşmaktaydı.

Mekke, Medine, Taif ve çevresini kapsayan Hicaz bölgesi Arap Yarımadasının diğer bölgelerine nazaran zamanın iki büyük devleti olan Bizans ve Sasani gibi güçlü devletlerin işgallerine maruz kalmamıştır. Yarımadanın büyük kum çölleri ile kaplı olması, bölgeye yapılacak askeri sevkiyatta güçlüklerin yaşanmasına sebep olmuştur. Ayrıca Hicaz’ın işgali için harcanacak masrafın bu bölgeden elde edilecek gelirlerle karşılanması mümkün değildi. Bu durum zamanın büyük devletlerinin Hicaz’ı işgal etmesine engel olmuştu. Bundan dolayı Hicaz halkı büyük devletlerin tahakkümü altına girmemiş, dilleri yabancılaşmamış adetlerini korumuşlardı.

İlgini çekebilir:  Ayasofya Hakkında Gizemli Sırlar

Peygamberimiz Hz. Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in doğup büyüdüğü Mekke, İslamdan önce Arap Yarımadası için dini bir merkezdi. Bu nedenle İslam tarihi açısından çok önemli bir şehirdir. Kâbe, Mescid-i Haram, Safa ve Merve gibi kutsal mekanlar buradadır. Bir kısım Hac menasiklerinin ifa edildiği Arafat, Müzdelife ve Mina da Mekke çevresindedir.

Mekke'nin Konumu

Mekke’ye İlk Yerleşen Kabileler

Mekke’ye ilk olarak yerleşenler Amalikalılardır. Daha sonra buraya Güney Arabistan, kökenli Cürhüm kabilesi yerleşti. Cürhümlülerden hemen önce Hz. İbrahim aleyhisselam, hanımı Hz. Hacer ve oğlu İsmail ile birlikte Mekke vadisine gelerek Kâbe’yi inşa ettiler. Hz. İsmail burada büyüdü ve Cürhümlülerden bir kızla evlendi. Hz. İbrahim aleyhisselam zamanında hac ibadeti farz kılındı ve Mekke güvenli belde oldu.

Kâbe’nin İnşası

Kâbe’nin inşası İslamdan önce Arap Yarımadası içerisinde Mekke’nin merkezi olmasını sağladı. Allahın emri ile Hz.İbrahim Kâbe’yi inşa etti. Kâbe’nin yapılışı, İbrahim ve İsmail aleyhisselam’ın yüce Allah-u tealanın dilekleri ve Haccın insanlara ilanı Kuran’da şöyle açıklanır:

”Muhakkak insan için imar/inşa edilmiş olan ilk ev/beyt Mekke’deki o mübarek/kutsal ve alemler için hidayet olan evdir (yani Beytullah’tır)”
“Onda net, açık ve kusursuz alametler vardır, Makam-ı İbrahim de vardır. Her kim, oraya girerse emin olur.”
Ona bir yol yordam bulabilenler, Beyt’i (Kâbe’yi), Hac etmesi ve ziyaret etmesi Allah’ın kulları üzerindeki haklardandır.” (Ali İmran 96-97)

Hz. İsmail (as) 130 sene yaşadıktan sonra vefat etti ve annesi Hz. Hacer’in yanında Kâbe’de Hicr’e defnedildi. İslamdan önce Arap Yarımadası farklı kabilelerden oluşmaktaydı. Hz. İbrahim’den sonra oğlu Nabit liderlik görevini üstlendi.

Mekke’deki İlk Kabileler ve Put Perestlik

Nabit’ten sonra Kâbe’nin idaresini ele geçiren Cürhümlüler aynı zamanda Mekke’ye de hakim oldular. Hz. İsmail’in torunları herhangi bir çekişme içine girmeksizin Cürhümlülerle birlikte yaşamaya devam etti. Mekke, İsmailoğullarına dar gelmeye başlayınca bir kısmı Arap Yarımadası’nın çeşitli bölgelerine dağıldı.

İlgini çekebilir:  Ayasofya Hakkında Gizemli Sırlar

Mekkedeki İlk Kabileler ve Put Perestlik

Sonra Cürhümlüler Mekke’de zulüm yapmaya başladılar ve haram şeyleri helal saydılar. Oraya giren yabancılara zulmettiler, Kâbe’ye hediye edilen mallara el koydular. Bu tavırları Kâbe’yi korumadaki yetkinliklerini zayıflattı. Bekr bin Abdulmenat bin Kinane ile Huzaa’dan Gubşap isimli şahıslar bu durum karşısında onlarla savaşmaya ve onları Mekke’den çıkarmaya karar verdiler.

Bu olaydan sonra Mekke’nin idaresi Huzalıların eline geçti. İslamiyet Öncesi Arap Yarımadası içerisinde Huzalıların hakimiyeti 200 yıldan fazla devam etti. Daha sonra Huza kabilesinin başkanı Amr b. Luhay, Hz. İbrahim aleyhiselam’ın tevhid inancını temelinden değiştiren puta tapıcılığı ve birçok putun Kâbe’ye yerleştirilmesinin öncülüğünü yaptı. Suriye’de Beka bölgesinde Meab denilen yerden Mekke’ye Hübel adındaki putu getirerek Kabe’ye dikti. Ondan sonra çevrede putperestlik yayıldı. Hz. İbrahim aleyhiselam’dan kalma bazı inanç ve ibadet şekilleri de putperestlikle birlikte mevcudiyetini devam ettirdi.

“İslamiyet Öncesi Arap Yarımadası” içeriğimizin sonuna geldik. Bu içeriği arkadaşlarınla paylaşabilirsin.


reklamı kapat