Ayasofya Hakkında Gizemli Sırlar

Ayasofya Hakkında

Emre

Editör

3 ay önce

777 Okunma

facebook twitter whatsapp

Ayasofya hakkında merak edilen ilginç sırları sizler için derliyoruz…

Ayasofya, Bizans imparatoru I. Justinianus tarafından, 532-537 yılları arasında yaptırılmıştır. İlk inşa edildiği zamanlarda Patrik katedrali olarak kullanılan Ayasofya, 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmesi sonrasında, Fatih’in isteği üzerine Akşemseddin tarafından Camiye çevrilmiştir.

Ayasofya hakkında sırlarla dolu tarihin günümüze uzanan efsane detayları;

Şeytan Ayasofya'da hapis

Şeytan Ayasofya’da hapis!

Bir söylentiye göre Ayasofya’nın camiye çevrildiği sırada, şeytan işçilere sürekli vesvese verip işin aksamasına neden oluyormuş… Bu durumu fark eden Akşemseddin, hemen secdeye varınca Yüce Allah şeytanı Ayasofya’da bulunan bir duvarın içine hapis etmiş.

Ayasofya kraliçe sofya'nın mezarı

Kraliçe’nin mezarına dokunulursa Ayasofya yıkılabilir

Kraliçe Sofya‘nın mezarı Ayasofya’da bulunuyor. Söylentilere göre, bu mezara dokunulduğu zaman etraftan sesler geliyor ve yer sallanmaya başlıyormuş. Bu iddiaya inananlar Ayasofya’nın kubbe kısmında bulunan dört meleğin (Cebrail, Mikail, İsrafil, Azrail) kraliçe’nin mezarını koruduğunu düşünmekte.

Papazın Kutsal kase ile kaybolması

Papazın Kutsal kase ile kaybolması

Fatih Sultan Mehmet‘in İstanbul’u Fethettiği sırada Ayasofya‘da vaaz veren bir papazın kutsal kase ile birlikte Ayasofya’da bulunan bir kapıdan içeri girip kaybolduğu söylenmekte. Papazın kutsal kase ile birlikte bir kapıdan içeri girdiğini gören kişiler, papazın arkasından içeri girdiklerinde düz bir duvarla karşılaşmışlar. İddialara göre İstanbul, Hristiyanların eline geçerse papaz o kapıdan çıkacak ve kaldığı yerden vaaz vermeye devam edecek.

Yapımında kullanılan ağaçlar Ayasofya'dan daha eski

Yapımında kullanılan ağaçlar Ayasofya’dan daha eski

Amerikalı araştımacılar, yaptıkları incelemelerde Ayasofya‘nın yapımında kullanılan ağaçların Ihlamur, Meşe ve Ardıç olduğunu tespit etti. Kullanılan ağaçların Ayasofya’nın tarihinden daha eski olduğu ve Kuzey Afrika’dan getirtildiği anlaşıldı.

Ayasofa Müzesi

Hz.İsa’nın Kutsal emanetleri Ayasofya’da olabilir

Ayasofya hakkında söylenen İddialara göre Hz. İsa‘yı çarmıha gererken kullanılan haç ve çiviler Ayasofya’nın gizli bir bölümünde saklanmış vaziyette duruyor. Bu iddia’nın sebebi, bir rivayete göre Hz. İsa’nın 40 bin yıl sonra dünya’da Ayasofya’ya inecek olmasıymış.

Vaftiz havuzu yağ deposu olarak kullanıldı

Vaftiz havuzu yağ deposu olarak kullanıldı

Fetih’den sonra Ayasofya’da bulunan vaftiz havuzları, aydınlatmada kullanılan kandillerin yağ deposu olarak kullanılmıştır.

1639 yılında vaftizhane de bulunan vaftiz havuzu avluya alındıktan sonra açılan alana Sultan I.Mustafa defin edilmiştir.

Hızır Aleyhisselam'ın Ayasofya'nın yönünü kıbleye doğru çevirmesi

Hızır Aleyhisselam’ın Ayasofya’nın yönünü kıbleye doğru çevirmesi

Fatih Sultan Mehmet, 29 Mayıs 1453  Salı günü İstanbul’u Fethettiğinde Ayasofya’nın camiye çevrilmesini ve Cuma namazı’nın Ayasofya’da kılınmasını istemiş, ardından bu proje için Akşemseddin’i görevlendirmiştir.

Akşemseddin, Fatih Sultan Mehmet’in isteği üzerine çalışmalara başlamış ve Ayasofya’yı bir kaç gün içerisinde camiye çevirmiştir.

Cuma vakti geldiğinde Fatih Sultan Mehmet, cemaate dönmüş ve “Aranızda ikindi namâzı’nın sünnetini kaçırmayan var mı? Varsa cemaatin başına geçsin ve İmâmlığı yapsın.” demiştir.

Cemaatte herkesin başını öne eğerek birbirine baktığı sırada Akşemseddin de başını öne eğerek “Bir keresinde evime misâfir gelmişti. Misafiri kıramadığım ve meşgûl olduğum için ikindi vakti keraate girdi. Hayâtımda sadece bir kez ikindi namâzımın sünnetini kılamadım.” demiştir.

Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmet “Ben hayâtımda hiç ikindi namâzının sünnetini kaçırmadım.” diyerek imamlık yapmak için öne çıkmıştır.

Sultan Mehmet Han, ilk iki Tekbîr’den sonra namazı bozarak üçüncü Tekbîr’in ardından namaza devam etmiştir. Üç kez Tekbîr getirmesinin ardından cuma namazı kılınmıştır.

Cuma namazı’nın ardından cemaat Fatih Sultan Mehmet’e neden namazı bozduğunu sormuş ve Sultan Mehmet Han’da  yanıt olarak “İstedim ki namâz sırasında bana ve bütün cemaate Kâbe-i Muâzzama görünsün. Kâbe’nin önünde namâz kılalım. Bu niyetle namâza durduğumda birinci ve ikinci Tekbîrlerde Kâbe görünmedi. Fakat üçüncüsünde Kâbe gözümün önünde belirdi” cevabını vermiş.

Daha sonra cemaat bu olayı Akşemseddin’e sormuş ve Akşemseddin’de cemaate yanıt olarak “Padişâhımız üç defâ Tekbîr getirdi. Birinci tekbîrde bakdım ki, Ayasofya’nın yönü kıbleye bakmıyor. İçimden “İnşâ-Allâh bir yanlış yapmayız” dedim. İkinci kez tekbîr getirdi, tekrâr namâzı bozdu, ancak; namâzı bozduğu için sevindim. Üçüncü tekbîrde yine içimden İnşâ-Allâh namâzını bozar dedim. Fakat o an bana manevî  âlemde cemaatin en arka safı gösterildi. Bu safta, bir kişilik yerin eksik olduğunu gördüm. Bir an bakdım ki; Hızır Aleyhisselam, o bir kişilik yere doğru gelirken direğe parmağını sokdu ve Ayasofya’nın yönünü kıbleye doğru çevirdi. Ondan sonrada eksik safa geçerek namâza durdu” cevabını vermiştir.

Ayasofa Müzesi

Ayasofya’nın kapılarından büyük olan “Allah, göklerin ve yerin nurudur” levhaları

Fatih Sultan Mehmet Han, Ayasofya camiye çevrilirken içerisine birçok İslami motif koydurmuştur. Bu motiflerden bazıları “Allah, göklerin ve yerin nurudur” yazan levhalardır… Cumhuriyet döneminde Ayasofya’nın cami’den müzeye çevrildiği sırada “Allah, göklerin ve yerin nurudur” yazan demir levhalar yerinden sökmeye çalışmış ancak başarılı olamamışlardır. Fatih Sultan Mehmet, levhaları sökülmesini zorlaştırmak için kapılardan büyük olarak Ayasofya’nın  içerisinde yaptırmıştır.

ayasofya camii

Ayasofya hakkında ilginç bilgilerin olduğu yazımızı paylaşmayı unutmayın!..