Seyyid Ömer Nasuhi Bilmen Kimdir? 2021

Seyyid Ömer Nasuhi Bilmen Kimdir?
Abone Ol: 
G o o g l e News

Emre Gür

Megazete Editörü

2 ay önce

02.01.2021 00:10:21

872 Okunma

facebook twitter whatsapp

Ömer Nasuhi Bilmen kimdir?

1883 (1300) yılında Erzurum’un Salasar köyünde dünyaya geldi. Babası Hacı Ahmed Efendi, Resûlullah’ın soyundan gelen âlim ve salih bir zattı. Küçük yaşta babasını kaybeden Ömer Nasuhi’yi amcası Abdürrezzak İlmî Efendi himayesine aldı. Amcası, Erzurum Ahmediyye Medresesi müderrisi idi. Aynı zamanda Peygamber sülalesinden gelen seyyid ve şeriflerin nakîbüleşrafı idi. Nakîbüleşraflar, seyyidlerin en bilginlerinden seçilen görevli memurlardı. Seyyidlerin en âlimlerinden seçilen nakîbüleşraflar, sırf seyyidlerin işleriyle ilgilenirlerdi. Her türlü haklarını korur, neseplerini kaydeder, doğum ve vefat tarihlerini deftere geçirirlerdi. Onları adi ve düşük işlere, şanlarına uygun olmayan sanat ve mesleklerden men ederlerdi. Fena hallere düşmelerine engel olur, suç işleyen seyyidleri de cezalandırırlardı.

Ömer Nasuhi Bilmen, ilk tahsiline amcasının yanında başladı. Sonra Erzurum müftüsü müderris Hüseyin Râki Efendi’den dersler aldı. Her iki hocasının da yakın aralıklarla vefat etmesiyle, 1908 yılında İstanbul’a gitti. Fatih dersiâmlarından Tokatlı Şâkir Efendi’nin derslerine devam etti. Bir yandan da imtihanla Medresetü’l-kudât’a girdi. 1909 yılında ilmî icâzetini aldı. 1912’de Ders Vekâleti’nce açılan imtihanı kazanarak dersiâmlık şehâdetnâmesi aldı. Nihayet dört yıl hukuk tahsili yaptıktan sonra 1913 yılında okumakta olduğu Medresetü’l-kudât’ı da bitirdi.

Seyyid Ömer Nasuhi Bilmen

Seyyid Ömer Nasuhi Bilmen Rahmetullâhi  Aleyh

Ömer Nasuhi Bilmen, edebiyata, özellikle de şiire çok meraklıydı. Arapça ve Farsça’yı çok iyi bilirdi. Türkçe ile birlikte üç dilde şiir yazabilecek bir kabiliyete sahipti. Bir ara Fransızca’ya da merak sardı ve bu dili de tercüme yapacak kadar öğrendi.

Fakat o yıllar Osmanlı Devleti’nin zor durumda olduğu zamanlardı. Ömer Nasuhi Bilmen, vatanı müdafaa etmek için gönüllü olarak askerlik kaydı yaptırmak istedi. Bunun için sabahlara kadar kuyruklarda bekledi. Ancak kendisi değil de kardeşi orduya kabul edildi ve Çanakkale’de şehid düştü. Ömer Nasuhi Bilmen bu durumu hüzünle anlatırdı.

Ömer Nasuhi Bilmen, çeşitli kurumlarda ve birbirinden farklı vazifelerde hizmet etti. 1912 senesinde Beyazıt dersiâmı olarak göreve başladı. 1913’te Fetvâhâne-i Âlî müsevvid mülâzımlığına tayin edildi. Bir yıl sonra başmülâzımlığa terfi etti ve 1915’te Hey’ et-i Te’lîfiyye üyesi oldu. 1916’da Dârülhilâfe Medresesi Kısm-ı Âlî fıkıh müderrisliğine, 19717’de Mahkeme-i Temyîz Şer’iyye Dairesi terekeye müteallik İ’lâmât telhîs mümeyyizliğine  nakledildi. 1920 yılında tekrar Hey’ et-i Te’lîfiyye üyeliğine getirildi.

1922 yılında Meclis-i Tedkîkât-ı Şer’iyye üyeliğine nakledildi ve aynı  yıl bu dairenin kaldırılması üzerine dersiâmlığa devam etti. 1923’te Sahn Medresesi kelâm müderrisi oldu; fakat bu medrese de bir yıl sonra kapatıldı. 1926’da İstanbul Müftülüğü müsevvidliğine , 1943’te de İstanbul müftülüğüne getirildi.

1960’ta Diyanet İşleri başkanlığına tayin edildi. Ancak Türkçe ezan ve daha birçok konuda kendisinden taviz istenmesi üzerine, bu gibi hususlara izin vermeyerek henüz bir yılını doldurmadan 1961’de emekliye ayrıldı.

Ömer Nasuhi Bilmen, çok yönlü bir âlimdi. Daha çok yazdığı eserlerle tanınsa da, aynı zamanda başarılı bir muallimdi. Ömrü boyunca farklı yerlerde çeşitli dersler okuttu. Dârüşşafaka Lisesi’nde yirmi yıla yakın bir süre ahlâk ve yurttaşlık dersleri verdi. İstanbul İmam-Hatip Okulu’nda ve Yüksek İslâm Enstitüsü’nde usûl-i fıkıh ve kelâm dersleri verdi. Fatih, Süleymaniye ve Ayasofya‘da vaaz ve sohbetler tertip etti.

İlmi, ahlâkı, samimi dindarlığı  ve tevazuu ile halkın güvenini kazandı. İnanç, ibadet ve ahlâkta, Ehl-i sünnet inancını liyakatle temsil etti.

Yaşayışı ve şahsiyetiyle gönüllere girerek ün kazandı. Telif ettiği eserlerle de kendinden sonrakilere büyük faydalar sağladı. Hayatının sonuna kadar ilmî çalışmalarını sürdürdü ve sekiz ciltlik tefsirini emekli olduktan sonra yazdı. Onu yazarken, “Allahım, canımı alma” diye niyaz ettiği kıymetli bir eser telif etti. Ayrıca mezhepler arası mukayeseli sistematik bir islâm hukuku kitabı olan Hukûk-ı İslâmiyye ve Istılâhât-ı Fıkhiyye Kâmusu, Latin harflerinin kabulünden sonra Türkiye’de İslâm hukuku sahasında kaleme alınan ilk ve en muhtevalı eser olma özelliğinde olup yayımlandığı dönemde akademik çevrelerde büyük yankı uyandırdı. Yine en meşhur eseri olan Büyük İslâm İlmihali, neredeyse her kütüphanede ve hanede olmazsa olmaz mesabesinde bir şaheser oldu.

Bunun gibi tefsir, akaid, kelâm, ahlâk konulu verdiği eserlerin yanında; şiir, roman, makale türünde de kitaplar yazdı. Beyânülhak, Sırât-ı Müstakîm, Sebîlürreşâd gibi haftalık dergi ve mecmualarda fikri ve dinî makaleler yazarak insanlara hizmette bulundu.

Ömer Nasuhi Bilmen, tertemiz bir hayat sürdü ve ardından gıpta edilesi muazzam bir sadaka-i câriye bırakarak dünyadan ayrıldı. Ömer Nasuhi Bilmen, 12 Ekim 1971 yılında seksen yedi yaşında İstanbul’da vefat etti. Edirnekapı Sakızağacı Şehitliği’nde defnedildi. Allah rahmet eylesin.

Ömer Nasuhi Bilmen’in Eserleri

  1. İki Şukûfe-i Taaşuk (İki Aşk Çiçeği), Roman, 1904.
  2. Kur’an-ı Kerîm’den Dersler ve Öğütler, 1947.
  3. Büyük İslâm İlmihali, 1947.
  4. Yüksek İslâm Ahlâkı, 1949.
  5. Hukûk-ı İslâmiyye ve Istılâhât-ı Fıkhiyye Kâmusu, (8 cilt), 1949.
  6. Sûre-i Feth’in Türkçe Tefsiri, 1953.
  7. İ’tilâ-yi İslâm (İslam’ın Diğer Dinlere Üstünlüğü), 1953.
  8. Büyük Tefsir Tarihi, (2 cilt), 1955.
  9. Muvazzah İlm-i Kelâm, 1955.
  10. Dinî Bilgiler, 1959.
  11. Mülehhas İlm-i Tevhid Akaid-i İslâmiyye, 1962.
  12. Hikmet Goncaları (Beşyüz Hadis Tercüme ve İzahı), 1963.
  13. Kur’ân-ı Kerîm’in Türkçe Meâl-i Âlisi ve Tefsiri, (8 cilt), 1963.
  14. Nüzhetü’l-Ervâh, (Divançe), 1968.
  15. İstanbul’un Tarihçesi ve Fetih, 1972.

Ömer Nasuhi Bilmen’in Bediüzzaman(Said Nursî) Hakkındaki Yorumu

Seyyid Ömer Nasuhi Bilmen, Bediüzzaman’ın eserlerinde neden bu kadar te’sir olduğunu soran öğrencilerine şu cevabı vermiştir;

“Evladım,biz müellifiz.Bir mevzuu araştırır, o husustaki bilgileri toplar, bir nizam içinde düzenler, yazarız. Fakat Bediüzzaman böyle değildir. O, ilhama mazhardır. Onun kulağına yukarıdan fısıldayan var. Biz ise, kendi emeğimizin mahsulünü derleyip, toplayıp yazıyoruz. Bu sebeple, bizimki böyle olur, onun ki de öyle olur.” –Seyyid Ömer Nasuhi Bilmen Rahmetullâhi  Aleyh

Biyografi Kaynak: Büyük İslâm İlmihali, Semerkand.

Haberdar ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüleyin

Megazete'yi Telegram'dan takip et!
X